Haberler

Tiyatro Pera´dan İsyan: Eleştirinin Eleştirisi

  17.12.2012

 

Tiyatro Pera'dan İsyan: Eleştirinin Eleştirisi
 

Yeni Tiyatro Dergisi Aralik 2012 sayısında yer alan, "Ah Smyrna'm, Güzel Ízmir'im" oyunumuzla ilgili Mehmet Konuk imzalı eleştiri yazısına verilen yanıt aşağıdadır. Bu yanıt Ocak 2013 sayısında yayınlanmasi talebiyle dergiye de gönderilmiş; yayınlanmadigi takdirde derginin sorumlu yayımcısı Erbil Göktaş, dergi ve derginin tüm etkinlikleriyle ilişkimizi keseceğimiz kendilerine bildirilmiştir.

 

Tiyatro Pera’dan Eleştiriye Eleştiri

Tiyatro sanatı hevesli, yetersiz kişilerin, savruk, sorumsuz yazılarıyla kırıp atacakları bir oyuncak değildir. Herkes dilediği düşünceyi dile getirmekte ya da yazıya dökmekte özgürdür kuşkusuz. Ancak bu bir tiyatro dergisinde yayınlanıyorsa, yazan kişiden çok yayın kurulunun sorgulanması gerekir. Böyle bir davranış, dergi sorumluların başında tiyatro eğitmeni kimliğiyle yer alan Erbil Göktaş’ın akademik sorumluluktan ne denli uzak olduğunun da bir kanıtı olmaktadır.

Tiyatro Pera, 11 yıllık üretim sürecinde hiç bir eleştiriye yanıt vermemeyi ilke edinmiştir. Bu ilke, mesleğimize duyduğumuz saygıdan, onurla yürüttüğümüz üretim sürecimizin spekülatif tartışmalarla yıpranmasını istemediğimizden ötürüdür. Ancak bir bilim dalı olan tiyatro sanatının önünü açması, örnek oluşturması gereken bir tiyatro dergisi böylesine vahim bir yanlış yapınca, yanıt vermek zorunlu olmuştur.

Yeni Tiyatro Dergisi’nin Aralık 2012 sayısında Mehmet Konuk’un Tiyatro Pera’nın “Ah Smryna’m, Güzel İzmir’im” adlı oyununa yazdığı eleştiri yazısında, on kişilik oyuncu ekibinden yalnızca dört kişi seçilip, husumet ve hayranlık gel-gitleri içinde,  ön yargılı, yıkıcı ve oyuncuyu yok sayan bir anlayışla,  ilkel cümlelerle değerlendirmeler yapıldığı görülmektedir. “Gözlerini karşısındaki oyuncudan kaçırarak oynamak”, “ başını agresif bir şekilde sallamak” “Repliklerini unutuyormuşçasına ya da zor hatırlıyormuş gibi sürekli geç tepkiler vermek”, “Sesinin tınısına fazlaca güvenmesi ve sürekli sesini kullanma gayreti onu yapmacıklığa itiyor” gibi, tiyatro okulları birinci sınıf öğrencilerine bile söylenmeyecek  seviyesiz cümlelerin, nesnel ve bilimsel değerlendirmeden yoksun bir anlayışın ve mesleki yetersizliğin bir ürünü olduğu tartışma götürmemektedir. Oyuncunun oyuna nasıl hizmet ettiği, oyunculuk üslubu, fiziksel ve ruhsal role yaklaşımı değerlendirme dışı bırakılarak sadece “eleştirmenin” öznel, hırslı ve kötücül bir yaklaşım sergilemesi, yazar kadar Yeni Tiyatro Dergisi yayın kurulunun da sorumsuzluğu ve ayıbıdır.

Oyunun asal sorununu iyi kavrayıp, konuyu aktarabilmenin iyi bir eleştirmen olmaya yetmediğini hatırlatmakta fayda görüyoruz. Bir eleştirmenin eleştirel düşünceye sahip olabilmesi için kültürel, sanatsal birikimle birlikte metin, oyun yazarı, yönetmen, oyuncu ve tasarımcılara dair geniş bir birikime sahip, donanımlı ve çok yönlü bir sanat alımlamaya vakıf olması gerekir. Tiyatro tarihini, akımları, çağlar boyu tiyatronun nasıl evrildiğini, sanat eserlerinin dönemlere nasıl tanıklık ettiğini ve bugünün sanatını nasıl şekillendirdiğini bilmek gerekir. Eleştirmenin görevi sahnelenen eseri bilimsel yönden değerlendirerek izleyici ve oyun arasında bir köprü kurmak, izleyicinin göremediği bulguları, yaklaşımları göstermek, aydınlatmak ve bilgilendirmektir. Tiyatro eleştirmeni bir oyunu incelerken bir bilim insanı gibi nesnel bir yaklaşım sergilemek zorundadır. Yazarın konuyu nasıl ele aldığı, kurguladığı, yönetmenin konseptini belirleyen üslup, esere yaklaşımı, tasarımcıların ve en önemlisi de oyuncuların varoluşları ve üsluba katkıları irdelenmelidir. Oyunun belkemiği oyunculardır. Oyuncu olmazsa metnin klasik, değerli, güçlü olmasının bir önemi yoktur. Oyunu izlenir kılan yönetmen ve oyuncuların uyumlu birlikteliğidir.

Ne yazık ki, ülkemiz eleştiri dünyasında, kişisel görüşlerin paylaşıldığı, herkesin aklına estiği gibi- hele ki o akıl, bilgi fukarası ise- içinden geldiği gibi yazdığı; sevilen ve ilişki içinde bulundukları oyuncuları hayranlık sınırlarını aşan bir tapınmayla, sevilmeyen ya da ilişki içinde olmadıkları oyuncuların ise yerin dibine batırıldığı yoz bir anlayışın egemen olduğu görülmektedir. Bilimsel yapılması gereken tiyatro eleştirisinin seviyesiz, sığ ve kişisel yaklaşımlara imkan tanınıyor olmasında, onlara sayfalarında yer veren, belli ilkeler doğrultusunda yapılması gereken uyarıları yapmayan dergi yayın kurulu sorumludur.

Bir eser nesnel ve bilimsel ele alındığı sürece olumlu ya da olumsuz değerlendirme yazılabilir.  Eleştirinin üslubu çok önemlidir. Hakarete varan, kırıcı, öznel yaklaşımlarla tarihe not düşerek oyuncuların motivasyonunu alt-üst etmeye kimsenin hakkı yoktur. Son zamanlarda eleştirmenlerde mesleki yeterlilik aranmıyor, akademisyenlik ölçütüne bakılmıyor; çok oyun izlemenin ve tiyatrocuları tanımanın ön koşul olarak belirlendiği; hele de tuhaf ve öznel yazıyorsa, herhangi birinin kolaylıkla eleştirmen kisvesine bürünebildiği, tuhaf bir alana dönüştü eleştirmenlik. Eleştirel düşüncenin tiyatro sanatının gelişmesine, yeni arayışların önünü açmasına; oyuncuların, yönetmenlerin, yazarların ve tasarımcıların ilerlemesine yol açtığı ve seyirciyi bilinçlendirdiği düşünülürse, ne yazık ki bu misyonu yerine getiren çok az sayıda eleştirmen olduğunu görüyoruz. Unutulmaması gereken en önemli olgu şudur: En başta oyuncular ve tiyatro üretimine katkısı olan tüm sanatçılar, eleştirmenlerin ve Yeni Tiyatro Dergisi gibi yayınların var oluşlarının tek nedenidir.
 

Bu yazının derginizde yayınlanmasını talep ediyoruz. 

 

                                                                                    Şafak Eruyar

                                         Dramaturg – Tiyatro Pera Sanat Yönetmeni Yardımcısı