İZLEYİCİ MEKTUBU
"Akdeniz" bir sölen. Sonunda söylemem gerekeni basta söylüyorum. Nesrin Kazankaya, Kuzey Akdeniz ülkelerinin aydin sairlerinden hareketle, her zaman isledigi aydinlanma, fasizme karsi demokrasi, savasa karsi baris konularini islemis. Bir an düsündüm, biz bu aydinlarin tümünü taniyoruz, aydin olmayanlarin adini bilen var mi? Demek ki kalici olmak için aydin olma zorunlulugu var. Sahnede dokuz oyuncu kiliktan kiliga giriyor. Hepsi basarili, hangisinin adini anayim? Oyunculara bir de zaman zaman "kemanci ve piyanist" de eklenince kadro daha da genisliyor. Kazankaya önceki müzikli oyunda da bunu yapmisti. Yanik sesle söylenen agit herkesi büyüledi. Oyunda bir de romanlar var künyede belirtilmemis. Yine künyede belirtilmeyen koreografi tasarimini da son derece basarili buldum. Sahne ve isik tasarimi sade, oyunun önüne geçmiyor. Müzik ise oyunda bas rolde. Kazankaya bu seçiminde hakli, ben de Portekizden Türkiyeye Kuzey Akdeniz ülkelerinin müziklerinin hep hayrani olmusumdur. Ülkelerin müziklerinden yapilan seçki için benim aklima gelen baskalari var, ama tiyatronun seçimine saygi duymak gerekiyor. Eger "o tür yerine su tür seçilseydi daha çok begenirdim" dersem kimseyi kirmayacagimi düsünüyorum. Benim de hayrani olmama karsin Amalia Rodriguez tarzi yerine 25 Nisan Devrimiyle öne çikan José Afonso tarzi, "Ne me quitte pas" yerine "Le temps des cerises" türü bir sarki belki oyunun ana temasina daha uygun düserdi. Bunlari yazmak kolay, Kazankaya harika bir ekiple zor olani basarmis, kutluyorum.
Aydin Ergil